TARIM CENNETİ KÜÇÜK MENDERES'TE ÇEVRE TEHDİDİ BÜYÜYOR

İzmir ve Aydın'ın en önemli tarım havzalarından biri olan Küçük Menderes Havzası için hazırlanan bilimsel rapor, bölgedeki çevresel tehditleri ortaya koydu.

TAKİP ET Google News ile Takip Et

Haberin Özeti

  • İzmir ve Aydın’ın en önemli tarım havzalarından biri olan Küçük Menderes Havzası için hazırlanan bilimsel rapor, bölgedeki çevresel tehditleri ortaya koydu.

Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey tarafından hazırlanan raporda, iklim değişikliği, madencilik faaliyetleri, tarımsal kimyasallar ve kontrolsüz su kullanımının havzayı giderek daha kırılgan hale getirdiği belirtildi.
Yaklaşık 703 bin hektarlık alanı kapsayan ve 832 bin kişinin yaşadığı havza; Bayındır, Beydağ, Kiraz, Menderes, Ödemiş, Selçuk, Tire, Torbalı ile Aydın’ın Kuşadası ilçesini kapsıyor. İncir, zeytin, pamuk, mısır ve sebze üretimiyle Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan bölgede, Küçük Menderes Nehri ve yer altı su kaynaklarının tarımsal üretim için kritik öneme sahip olduğu vurgulandı.
Rapora göre havzanın biyolojik zenginliği de tehdit altında bulunuyor. Bozdağlar ve çevresinde yaklaşık 110 endemik bitki türü yer alırken, madencilik faaliyetleri ve arazi kullanımındaki değişimlerin bu türlerin yaşam alanlarını daralttığı belirtildi. Ayrıca Kuşadası Dilek Yarımadası Milli Parkı’nın Avrupa’nın biyolojik açıdan en değerli alanlarından biri olduğu, bölgede 800’den fazla bitki türünün bulunduğu ifade edildi.
Raporda su kaynaklarına ilişkin veriler de dikkat çekti. Havzadaki 42 yer altı suyu kütlesinin 31’inin kötü durumda olduğu belirtilirken, nitrat, arsenik, cıva, antimon, demir ve bor gibi kirleticilerin çevresel sınır değerleri aştığı kaydedildi. Yüzey sularında da benzer bir tablo bulunduğu, 56 su kütlesinin önemli bölümünün “kötü” ve “zayıf” durumda olduğu aktarıldı.
Raporda terk edilmiş maden sahalarının çevre üzerindeki etkilerine de yer verildi. Beydağ Halıköy ve Ödemiş Türkönü’ndeki eski cıva madenlerinden kaynaklanan ağır metallerin dere yatakları aracılığıyla tarım alanlarına ulaştığı, bazı su örneklerinde arsenik miktarının Dünya Sağlık Örgütü’nün sınır değerinin yaklaşık 5 bin 300 katına çıktığı belirtildi. Ödemiş Emirler Mahallesi’ndeki antimon madeninin ise incir bahçeleri ve üzüm bağlarını olumsuz etkilediği ifade edildi.
Raporda ayrıca havzada 14 madencilik ve 18 enerji projesinin bulunduğu belirtilerek bu yatırımların doğal alanlar üzerindeki etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Tarımsal üretimde kullanılan gübre ve zirai ilaçların da su ve toprak kirliliğini artırdığına dikkat çekildi.
Raporun sonuç bölümünde ise kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının 1.273 metreküpe gerilediği hatırlatılarak, Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunduğu belirtildi. Küçük Menderes Havzası gibi stratejik tarım alanlarının korunmasının yalnızca tarımsal üretim açısından değil, gıda güvenliği, biyolojik çeşitlilik ve içme suyu kaynaklarının geleceği açısından da hayati önem taşıdığı vurgulandı. HABER MERKEZİ