Seçim bitti ekonomide bitmek üzere

Semi TEKTAŞ-yenikiraz.com Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Mayıs ayı meclis toplantısı İzmir Ticaret Odası meclis toplantı...

Seçim bitti ekonomide bitmek üzere
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Semi TEKTAŞ-yenikiraz.com

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Mayıs ayı meclis toplantısı İzmir Ticaret Odası meclis toplantı salonunda meclis başkanı H. İbrahim Gökçüoğlu başkanlığında gerçekleştirildi. EBSO başkanı Ender Yorgancılar Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) genel kuruluna katılması nedeniyle toplantıya mazeretli olarak katılamadı. Gökçüoğlu, ekonominin düzeltilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha ciddi kararlar alması gerektiğini söyledi. 

 “Seçim gündemi ile geçen yoğun bir Mayıs ayını tamamlamak üzereyiz. Öncelikle sonuçların ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” diyerek konuşmasına başlayan Gökçüoğlu,  “İlk turda yüzde 87, ikinci turda  yüzde 84 oranındaki katılım demokrasi adına son derece kıymetlidir. Avrupa’da seçimlere katılım oranı yüzde 50-60 arasında değişirken, 2 hafta önce seçime giden Yunanistan’da oran yüzde 61’dir. İlk turda seçilen milletvekilleri, ikinci turda seçimi kazanan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik ediyor, başarılar diliyorum” şeklinde konuştu. 

“VATANDAŞLIK BU KADAR KOLAY VERİLMEMELİ” 

Seçim sürecinde gündemi meşgul eden montaj videolardan rahatsızlığını dile getiren Gökçüoğlu, “Seçim süreci ile ilgili birkaç konunun altını çizmek istiyorum. Öncelikle Türkçe dahi konuşamayan, vatandaşlık verilmiş kişilerin oy kullanmış olmalarını anlamak da zorlanıyoruz. Hiçbir ülke bu kadar kolay vatandaşlık vermez, vermek de istemez.  Üstelik hala da mülteciler gelmeye devam ediyor. Tüm bunlar, birçok kereler de ifade ettiğimiz gibi hem demografik yapı açısından hem de ülke güvenliği, huzuru açısından büyük riskler taşımaktadır. Bu konuda akl-ı selim davranılması talebimizi tekrarlıyorum. Diğer bir husus da, seçim kampanyasının hiç görmediğimiz kadar etik, ahlaki kuralların dışında gerçekleşmiş olmasıdır. Öyle ki, gerçek olmayan görüntülerin, sözlerin kullanılmasından rahatsızlık duyulmaması, bu yaklaşımın teşvik edilmesidir. Dilerim tekrarı olmaz. Bundan sonra bizlerin vekillerden tek beklentisi, seçildikleri illerde gerçekten hizmet vermeleri, iş dünyası ile diyalog içinde olmaları, illerin gelişimi için katkıda bulunmalarıdır” değerlendirmesinde bulundu. 

Haber

“SEÇİM SÜRECİ EKONOMİYİ ZOR DURUMA SOKTU” 

28 Mayıs seçimlerinde galip ayrılan Erdoğan’dan ekonominin toparlanması için önemli kararlar almasını gerektiği söyleyerek şöyle devam etti:“Sayın Cumhurbaşkanı ve kabineden beklentimiz de, ülkemizin ekonomik toplumsal konularına odaklanarak, ivedi çözümler üretmeleridir. Seçimin öncesi, sonrası derken çok fazla zaman kaybedilmiştir. Oysa ki, piyasaların ve de bizlerin daha fazla zaman kaybına tahammülü yoktur. En basitinden üretim ve sonrasında ihracat yapmak için gereken ithalatı yapacak dövize dahi ulaşılmaz noktaya gelinmiştir. Seçim ekonomisi özel sektörü iş yapamaz noktaya getirmiştir” 

KADIN HASSASİYETİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMALI 

Gökçüoğlu, “Meclisin karma yapısının, Cumhuriyetimizin kazanımları ve ülkemizin kuruluş değerleri üzerinde yeni tartışmalara zemin hazırlamaması, tamamen ekonomiye odaklanması, toplumsal kutuplaşmadan uzak durulması, kadın haklarının gözetilmesi noktasında hassasiyet göstermesini diliyorum” dedi.

YOKSULLUKLA MÜCADE EDİLMELİ 

Gökçüoğlu, “Vatandaş yüksek enflasyondan kaynaklı yoksullukla mücadele ederken, sanayici üretim maliyetleri altında ezilirken, ihracatçı gerçekçi olmayan kurların ve günübirlik düzenlemelerin mağduriyetini yaşarken, gençlerimiz iş bulamamanın çaresizliği içindeyken ne bizlerin ne de Meclisimizin farklı bir gündemi olamaz. O nedenle de, hem Bakanlar Kurulumuzun hem de vekillerimizin bu gündemin gereğini yapmalarını umuyoruz” ifadesini kullandı. 

SEÇİM BİTİ, EKONOMİYE DÖNELİM 

Seçimlerin artık geride kaldığını ve artık gerçeklere dönme vakti diyen Yönetim Kurulu Başkan Yrd. Hakan Ürün, “Birleşmiş Milletler’in düşünce enstitüsü olan DESA 2023 beklentilerine ilişkin bir rapor yayınladı. Raporda; “Jeopolitik gerilimler, zayıflayan küresel talep ve sıkılaşan para ve maliye politikaları nedeniyle küresel ticaret baskı altında kalmaya devam ediyor. Mal ve hizmetlerde küresel ticaret hacminin 2023’te pandemi öncesi eğilimin çok altında yüzde 2,3 büyüyeceği tahmin ediliyor” denilmektedir” şeklinde konuştu. 

SINIRLI BÜYÜME 

“Küresel finansal koşulların hızla sıkılaşmasının, gelişmekte olan birçok ülke ve geçiş sürecindeki ekonomiler için büyük riskler oluşturmakta olduğunun da altı çizildi” diyen Ürün, “Küresel resesyona ilişkin endişeler yılın başındaki gibi keskin olmasa da, verilerde görüldüğü gibi küresel ekonomide pandemi ile birlikte sınırlı bir büyüme performansı görülmektedir. Çin’in içinde olduğu Doğu Asya ve Hindistan’ın dahil olduğu Güney Asya büyümede öncü bölgeler olmaya devam ediyor. İlginç olan ise her bir bölgenin 2023 yılı için 19 yıllık ortalama büyüme oranlarının altında kalacak olmasıdır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için de şöyle bir öneri sunulmakta: “Mevcut politika zorlukları, birçok gelişmekte olan ekonominin düşük büyüme ve yüksek borç kısır döngüsüne hapsolmasını önlemek için daha güçlü sınır ötesi politika işbirliğini ve uyumlu küresel eylemleri gerektirmektedir” değerlendirmesinde bulundu. 

TÜRKİYE EKONOMİK KRİZ BEKLİYOR  

“Küresel ekonomide gerçekler böyle iken, gerek içerde gerekse dışardan birçok ekonomist Türkiye özelinde uyarılarda bulunuyorlar” diyen Ürün konu ile ilgi önerilerini şöyle açıklıyor:“Kriz kahini olarak bilinen Nouriel Roubini’nin attığı son tweet dikkat çekicidir. Seçimlere atıfta bulunarak; “Türkiye tam teşekküllü bir para ve mali kriz yaşayacak. Net Merkez Bankası rezervleri şimdiden 60 milyar $’a kadar ekside, cari işlemler açığı ve enflasyon hızla artıyor..” Bu, konusunda uzman bir ekonomistin yorumudur. Dikkate alınır veya alınmaz. Şu anda PMI verileri güçlü geliyor. Enflasyon düşme eğilimini sürdürüyor. Ancak, reelde piyasaların yaşadıkları ortada. Her bir sektörümüzün üretim için, ihracat için, istihdam temin edebilmek için nasıl mücadele içinde olduğunu bizler biliyoruz. Enflasyon gerilese de, hiçbir şekilde maliyetlerimiz gerilemediği gibi aksine artmaya devam ediyor. Finansman maliyeti ve temin etme konusunda yapılan her bir düzenleme üretimin önünde duvar örmektedir. Dövize ilişkin yapılan uygulamaların ve kur üzerindeki stresin yarattığı mağduriyeti malum. CDS risk priminin 700’e ulaşması da tüm bunların bir sonucudur. Bunun artık görülmesini ve geri adım atılmasını istiyoruz. O nedenle de, belirlenecek olan Bakanlar Kurulumuzun işi çok da kolay görünmüyor. Ancak, konular doğru tespit edilip, çözümler doğru yerde aranırsa, her şeyin de mümkün olduğunu özellikle vurgulamak isterim.” 

Haber

OECD ÜLKELERİNİN ÜZERİNDE ENFLASYON ORANI 

Ürün, “Türkiye ekonomisinde her kesimin elini kolunu bağlayan, satın alma gücünü gerileten enflasyon ana konudur. Gıda enflasyonu da birçok sebepten dolayı oldukça yüksek seyretmeye devam etmektedir. Öyle ki, Dünya ortalamasında gıda enflasyonu Mart itibari ile yıllık yüzde 21 gerilerken, OECD ülkelerinde artış yüzde 14, Euro Bölgesi’nde yüzde 17,5 Ülkemizde de yüzde 54 seviyelerindedir. Tarım ülkesinde bu denli bir artışı kabul etmek mümkün değildir. Anadolumuzun verimli toprakları, yeniden özüne dönmelidir.  Bakınız, ülkemizin toplam alanının yüzde 49’u tarım alanıdır. Yüzde 30’u ormanlık alandır. Sadece binde 4’ü sanayi alanıdır. Ve bizler bu binde dörtlük bir alanda üretmeye, katma değer yaratmaya çalışıyoruz. Yeni yatırım taleplerine özellikle de büyük çaplı yatırımlara yer tahsisi yapılamıyor. Çünkü, böyle bir alan bulunamıyor. Çünkü, kriterler ortada: Kentin dışında olmak zorunda, tarım alanı kesinlikle olamaz. Keza, ormanlık alan mümkün değil. Peki biz, yatırımlarımızı, üretimlerimizi nerede yapacağız. Türkiye nasıl gelişecek? Küresel ekonomide korumacılığın öne çıktığı bir dönemde nasıl üretip, nasıl büyüyeceğiz?  Bu noktada özellikle altını çizmek isterim ki, tarım arazileri tarımsal üretim için kullanılmalıdır. Konut yapımına izin verilmemelidir. Deprem gerçeği de dikkate alınarak kayalık alanlarda konut yapımı artırılmalıdır”  dedi.

SANAYI ALANI BİNDE BİR 

Ürün, “Üretim ekonomisi ile gelişmeyi başarmış ülkelerin sanayi alanlarına bakınız lütfen. 357 bin km² yüzölçümü ile Almanya’nın sanayi alanı yüzde 4,4, OECD ortalaması yüzde 2,5, İtalya’nın yüzde 2. Türkiye’nin ise 783 bin km²’lik yüzölçümü içinde sanayi alanının payı sadece binde 4. Yani, ülkemizde Bilecik ilinin yüzölçümü kadar bir yer. Bu oranı en az yüzde 1’e çıkarmalıyız. Peki, bu alanları nasıl genişletebiliriz? Sanayiye nasıl alan yaratabiliriz? Sanayi Bakanlığı’nın da bu yönde bir eğilimi olduğunu biliyorum. Ancak, bunu tek başına bir bakanlık yapamaz. Bunun için tüm kurum ve kuruluşların içinde olduğu etkili, samimi bir yönetişim gerekmektedir.” 

YENİ OSB’LER İÇİN ALAN YOK 

Yeni OSB’ler için alan olmadığını söyleyen Ürün sözlerini şöyle noktaladı; “Atıl durumda, tarıma elverişsiz 300 milyon metrekare hazine arazimiz var. Bugüne kadar 21 OSB’nin kurucu ortağı bir Odayız. Yeni bir OSB kurmak istediğimizde alan bulamadığımızın da altını çizmek isterim. Ekonomimiz maalesef alarm veriyor. Türkiye’nin geleceği üretimdedir. Yeni üretim alanları arıyoruz, bulamıyoruz. Beklentimiz devletimizin bizleri de içine alan samimi bir çalışma ile ülke yararına gerek orman, gerekse hazine arazilerini makul seviyede sanayicinin hizmetine sunmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızdan da talebimiz bu hususta bizlere destek olmasıdır. Basın mensubu arkadaşlarımızdan da, üretimin devamlılığı, milli ekonomi için talebimizin duyurulmasında bizlere yardımcı olmasını rica ediyorum.”