AFGANİSTAN'DA KÖLELİK RESMEN YASAL: TALİBAN'DAN 119 MADDELİK KANUN
Taliban yönetimi, gizlice yürürlüğe soktuğu yeni Ceza Usul Kanunu ile köleliği yasal statüye kavuşturdu. 119 maddelik düzenleme, temel hakları ortadan kaldırırken rejime mutlak kontrol sağlıyor.
Taliban, 4 Ocak 2026’da 119 maddeden oluşan yeni Ceza Usul Kanunu’nu kamuoyuna duyurmadan il mahkemelerine göndererek uygulamaya başladı. Herhangi bir ulusal tartışma yapılmadan yürürlüğe giren düzenleme, hukuk sisteminin bireyleri değil Taliban rejimini korumak üzere yeniden kurgulandığını ortaya koydu.
Kanun metni, hak örgütleri ve Taliban denetimi altında çalışan sınırlı sayıdaki gazeteci tarafından sızdırıldı. Düzenleme, Afganistan’da köleliği açık biçimde tanımlayarak “özgür” ve “köle” bireyleri hukuken ayırıyor.
Kölelik Hukuki Güvence Altına Alındı
Yeni kanun, köleliği yasallaştırarak insanları statülerine göre sınıflandırıyor. Hak savunucuları, bu maddenin modern hukuk ve insan haklarının tamamen terk edilmesi anlamına geldiğini vurguluyor.
Temel Haklar Yok Sayılıyor
Düzenlemede avukat hakkı, susma hakkı ve adil yargılanma güvenceleri yer almıyor. İtiraf ve tanıklık esas alınırken, zorla alınan ifadeleri engelleyecek herhangi bir koruma mekanizması bulunmuyor.
Mezhep Dayatması Ve İnanç Baskısı
Kanun yalnızca Hanefi mezhebini meşru kabul ediyor. Farklı mezhep ve inanç grupları sapkın ilan edilirken, mezhep değiştirmek suç sayılıyor. Bu hükümler, dini azınlıkları doğrudan hedef alıyor.
Taliban Liderine Sınırsız Yetki
Taliban liderine “isyancı” veya “sapık” olarak tanımlanan kişiler için idam onayı verme yetkisi tanınıyor. Bu durum, siyasi infazların yasal zemin kazandığı yorumlarına yol açıyor.
Kadınlar Ve Çocuklar İçin Sert Kurallar
Kanun, kadınların eş izni olmadan evden çıkmasını suç sayarken, çocuklara yönelik şiddeti büyük ölçüde serbest bırakıyor. Dans etmek ve “ahlaksız” kabul edilen mekânlar da yasaklanıyor.
Birleşmiş Milletler Afganistan İnsan Hakları Özel Raportörü Richard Bennett, özellikle köleliğin yasallaştırılmasının Afgan halkı için son derece kaygı verici sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.